Son Yorumlar

Edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Aralık 2017 Salı

Halit Ziya Uşaklıgil Kitapları tek link indir



Büttün kitaplar mevcuttur aşağıda verdim indirme linkinden indirebilirsiniz.







Burdan İndirebilirsiniz
Share:

Hafıza Teknikleriyle Edebiyat-Tarih-Coğrafya

-Hafıza Teknikleriyle -edebiyat,tarih,coğrafya

    


Share:

25 Aralık 2017 Pazartesi

Milli Edebiyat Döneminin Oluşumu

1911 yılında Selanik'te, Ömer Seyfettin, Ali Canip, Âkil Koyuncu gibi gençlerin çıkarmaya başladıkları "Genç Kalemler" dergisi ile milliyetçilik cereyanı edebiyatta da başlamıştır. "Millî Edebiyat" sözü ilk olarak bu dergide kullanılır. Dergi, böyle bir edebiyat oluşturma görevini üstlenir. Millî edebiyat için edebi dilin millileştirilmesi gerektiği düşüncesinden yola çıkılarak Yeni Lisan davası ortaya konur. Ziya Gökalp, 1911 yılında, Genç Kalemler dergisinde yayımladığı "Turan" şiiri ile "Bütün Türkçülük" fikrini benimsediğini ortaya koymuştur.



Genç Kalemler dergisini çıkaran sanatçılar ortaya attıkları "Yeni Lisan" düşüncesine uygun yazı ve şiirleri dergide yayımlıyorlardı. Fecr-i Aticiler arasında yer alan Hamdullah Subhi ve Celal Sahir de Yeni Lisan hareketini kabul ettiklerini açıkladılar. Bu dönemde Millî Edebiyat anlayışına en uygun örnekler Ömer Seyfettin'in hikâyeleri ile Ziya Gökalp'in farklı isimlerle yayımladığı bazı şiirleridir.
1912 yılında Genç Kalemler dergisi kapanınca, bu derginin yazarlarının büyük bir kısmı İstanbul'a gelerek Türk Yurdu'nda ve diğer milliyetçi dergilerde ürünlerini yayımladılar. Millî Edebiyat hareketi Yakup Kadri, Refik Halit, M. Fuat Köprülü gibi sanatçıların da katılmasıyla kadrosunu ve buna bağlı olarak etkisini genişletti.
19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın ilk yılları Osmanlı İmparatorluğu için oldukça zor, millet için de acılı, ıstıraplı bir dönemdir. Osmanlı - Rus Savaşı, Balkan Savaşları hep kaybedilmiş, imparatorluğun içindeki azınlıklar isyan hareketlerine başlamışlardır. Hem Müslüman azınlıklar hem de gayri Müslimler devleti arkadan vurmuşlardır. Böyle bir dönemde millî duyguların öne çıktığı, Türk'ün Türk'ten başka dostunun olmadığı düşüncesinin vurgulandığı eserler yazılmıştır. Bu eserlerin yazılmasındaki amaç, birlik ve beraberliği sağlayıp ülkeyi içinde bulunduğu zor durumdan kurtarmaya çalışmaktır.
Ziya Gökalp'in "Üç Cereyan" adlı yazısında işlenen düşünce "ulus devlet" anlayışı ile ilgilidir. Mevcut bir devlet vardır. Bu devletin asıl yapı taşını Türk milleti oluşturmaktadır. Millet bu bilinci kazanmalıdır. Bu devletin içinde Osmanlı'da olduğu gibi farklı milletlerden insanlar da olabilir. Özünü Türklerin oluşturduğu bu devletin vatandaşları Müslüman'dır. İslam ile uygarlık, modernleşme birbirine aykırı değildir. Hedef çağdaş Müslüman bir millet oluşturmaktır. Ziya Gökalp'in ortaya koyduğu düşünceleri Türkçülük ideolojisi ile ilgilidir.
Güçlü, sağlam bir devlet oluşturmak için bir ulusa ihtiyaç vardır; bu ulus Türk ulusudur. Bu ulusun Osmanlıdan gelen özellikleri vardır. Müslüman'dır. Devletin ayakta kalabilmesi, güçlü olması için çağdaş olması; vatandaşların teknolojik gelişmelerden, ileri teknolojinin sağladığı modern yaşam tarzından haberdar olması şarttır. Dolayısıyla Ziya Gökalp'in ileri sürdüğü Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak tezleri güçlü bir devlet için şarttır.
"Benim Şiirlerim" adlı şiirde, şair kendisini acı çeken, zorluklar içinde yaşayan bir toplumun sözcüsü olarak görmektedir. Onun eğlenceye, neşeli türkülere ayıracak vakti yoktur; o, milletin yaşadığı sıkıntıları dile getirmekle görevlidir.
Mehmet Emin Yurdakul'un bu şiirde "sizler" diye anlattıkları Fecr-i Aticiler olabilir. Fecr-i Aticiler, savaşların olduğu, milletin acılar, zorluklar çektiği dönemde bireyci sanat anlayışı ile aşk ve tabiat temalarını işlemişlerdir. Mehmet Emin Yurdakul milletin sıkıntılarını gür sesiyle haykırıp dile getiren bir şairdir.
Millî Edebiyat döneminde yazılan eserlerde milliyetçilik önemli temalardan biridir. Sanatçılar topluma, toplumun sorunlarına eğilmişlerdir.
Çağdaşlık, Batılılaşma, modernlik, savaşlar; savaşların yol açtığı sıkıntılar, acılar eserlerde işlenen önemli temalardır.
Şiir, her dönemde olduğu gibi bu dönemde de önemli türlerden biridir. Bu dönemde düz yazının önem kazandığı söylenebilir. Sanatçı ve düşünürler siyasi, sosyal ve toplumsal konulardaki düşüncelerini yazdıkları makalelerde açıklamışlardır.
"Harap Mabed" adlı şiir "milliyetçi edebiyat" kavramının içeriğine daha uygundur. "Milliyetçi edebiyat'ta millî duygular öne çıkarılır; bağlı olunan milletin fazilet ve üstünlükleri dile getirilir. Sanatçı, milletinin geçmişteki kahramanlıkları ile övünür; kendi milletini başka milletlerden üstün görür. Milliyetçi edebiyatta taraf tutma söz konusudur. Üstün görme anlayışı egemendir.
"Millî Edebiyat" her şeyden önce bir edebiyat döneminin adıdır. Millî bir edebiyatın millî bir dille oluşturulabileceği düşüncesinden yola çıkılmıştır. Millî Edebiyat'ta her şeyden çok dile, dilin sadeleştirilmesine önem verilmiştir. Millî Edebiyat'ın oluşmasında Türkçülük düşüncesi de etkili olmuştur. Türkçülük, Millî Edebiyat ile milliyetçi edebiyatın ortak alanı sayılır.
Millî Edebiyat'ta toplumun çektiği sıkıntılar, bu ülkenin insanı, sanatı, güzellikleri öne çıkarılmıştır. Milliyetçi edebiyat daha çok fikirle ilgilidir, bu açıdan soyuttur. Millî edebiyat ise somuttur; ilgi alanı doğrudan hayattır, toplumun yaşam tarzıdır.
Millî Edebiyat dönemindeki fikri ve edebi faaliyetlerin tümü ülkeyi içinde bulunduğu güç durumdan kurtarmaya yöneliktir. Devletin zorlukları nasıl aşabileceği konusunda farklı görüşler vardır. Ancak Osmanlıcıların da, Batıcıların da, İslamcıların da, Türkçülerin de hedefi ülkeyi zor durumdan kurtarmak, devleti geliştirmek, halkın refah seviyesini yükseltmektir. Her akımın temsilcisi kendi fikirleri doğrultusunda makaleler, yazılar ve şiirler yazmıştır. Bu dönemdeki sanatçılar toplum için sanat düşüncesiyle eser vermişlerdir
Share:

Milli Edebiyat Döneminin Genel Özellikleri

Milli Edebiyat Döneminin Genel Özellikleri

Batıcılık, Osmanlıcılık ve İslamcılık gibi siyasî ve edebî alanlarda etkili olmuş düşüncelerin etkisini kaybettiği bir dönemde, Türkçülük düşüncesine sarılarak edebî ve siyasî kimliklerini bulan Milli Edebiyat sanatçıları, kendilerinden önceki dönemlerden farklı birçok yeniliğe de imza atmıştır. 1911 Yılında Genç Kalemler dergisi etrafında başlayan ve giderek kabul gören Milli Edebiyat, 1923 yılında Cumhuriyet Dönemine kadar devam etmiş ve bu dönemden sonra da etkisini sürdürmüştür.
Cumhuriyet Dönemi’nde yerini bu dönem edebiyatına bıraksa da “Milli Edebiyat zevk ve anlayışını sürdüren sanatçılar” Cumhuriyet Edebiyatı içinde devamlı yer almıştır. Çeşitli değişikliklere uğrasa da günümüze kadar gelen bu anlayış, kendi öz kültürüne sarılıp ondan yararlanarak ilerlemeyi amaçlar.
Milli Edebiyat Döneminin Genel Özellikleri
  • Milli Edebiyat sanatçıları Batıyı körü körüne taklit etmeye karşı çıkmıştır; ancak edebiyatta Batılı türler olan makale, fıkra, roman, hikaye… gibi türleri kullanmayı yanlış görmemişlerdir.
  • Milli Edebiyatın getirdiği en önemli yenilik Yeni Lisan hareketini başlatarak dilde o döneme kadar değişik zamanlarda hedeflenen; ancak başarılamayan sadeleşme hareketini başarmak olmuştur. Bu dönem sanatçıları, konuşma diliyle edebiyat yapmışlardır.
  • Sanatçılar, kendilerine kaynak olarak kendi öz kültürlerini görmüşler ve milli ögelerden beslenmişlerdir. Bu dönemde yaşanan Milli Mücadele de dönemin değişik eserlerinde işlenmiştir.
  • Yoksulluk, aile hayatı, ahlaki çöküntü… gibi toplumsal konular işlenmiş, sanatçılar o dönemde yaşanan sosyal sorunları eserlerine taşımıştır.
  • Daha önceki dönemlerde yüzeysel işlenen Anadolu ve Anadolu halkı bu dönem sanatçılarının birçok eserinde işlenmiştir.
  • Eserlerinde işledikleri temayı, gerçekçi bir biçimde ele almak isteyen sanatçılar, gözleme önem vermiş ve eserlerinde gözlemle topladıkları bilgileri kullanmışlardır.
  • Eserlerde her kesimden insanın sorunları dile getirilmiş, Servetifünun Edebiyatında yapılan “sadece aydın insanların dertlerini anlatma” geleneğinden kaçınılmıştır.
  • Bu dönem edebiyatı toplumsal özellik göstermiş, sanatçılar hem dönemine ayna tutmuş hem de yaşanılan toplumsal sorunlara çözüm yolları gösterilmiştir.
  • Batı taklitçiliğinden kaçınarak, milli konulara yönelme, yeni ve milli bir edebiyat ortaya koyma amacı güdülmüştür.
  • Türk kültürü ve tarihi el değmemiş bir hazine olarak kabul edilmiştir.
  • Dil birliğini, ulus-devlet anlayışının temeli olarak gören Milli Edebiyatçılar Türkçeyi bilim ve sanat dili haline getirme, dil bilinci yoluyla milli bilinç oluşturma, halk kül­türüne yönelme ve halkı eğitme gibi amaçlarına ulaşmak için dilde sadeleşmeye gitmişlerdir.
  • Sade bir dili savunmuşlar, dilde karşılığı bulunan ve dilimize fazla oturmayan Arapça ve Farsça sözcükler kullanılmamıştır.
  • “Toplum için sanat” anlayışı çerçevesinde eserler ortaya konmuştur.
  • Halkın yaşamı ve sorunlarının yanı sıra bireysel konular da işlenmiştir.
  • Mizahi üslup önemsenmiş, mizah ve hiciv türünde eserler de verilmiştir.
Milli Edebiyat’ın yukarıdaki özelliklerinden de anlaşılacağı üzere bu dönem edebiyatı kendisinden önceki Tanzimat, Servetifünun ve Fecriati Edebiyatlarına göre birçok farklı özellik taşır. Bunun en önemli sebebi ise bu dönemin beslendiği kaynaklardır.
Share:

21 Aralık 2017 Perşembe

2018 Kitap Arşivi Yeni baski

                                                   2018 Kitap Arşivi 
                        


   
                                                                                      Arşivi indir
Share:

20 Aralık 2017 Çarşamba

Milli Edebiyat Döneminin Genel Özellikleri kisa ve öz

                  Milli Edebiyat Döneminin Genel Özellikleri


Batıcılık, Osmanlıcılık ve İslamcılık gibi siyasî ve edebî alanlarda etkili olmuş düşüncelerin etkisini kaybettiği bir dönemde, Türkçülük düşüncesine sarılarak edebî ve siyasî kimliklerini bulan Milli Edebiyat sanatçıları, kendilerinden önceki dönemlerden farklı birçok yeniliğe de imza atmıştır. 1911 Yılında Genç Kalemler dergisi etrafında başlayan ve giderek kabul gören Milli Edebiyat, 1923 yılında Cumhuriyet Dönemine kadar devam etmiş ve bu dönemden sonra da etkisini sürdürmüştür.
Cumhuriyet Dönemi’nde yerini bu dönem edebiyatına bıraksa da “Milli Edebiyat zevk ve anlayışını sürdüren sanatçılar” Cumhuriyet Edebiyatı içinde devamlı yer almıştır. Çeşitli değişikliklere uğrasa da günümüze kadar gelen bu anlayış, kendi öz kültürüne sarılıp ondan yararlanarak ilerlemeyi amaçlar.



  1. Osmanlıcılık fikrinin iflasından sonra artık Türkçülük akımı yükselen değer olmaya başlamıştır.
  2. 1911’da Selanik‘te çıkarılmaya başlanan “Genç Kalem”Dergisi etrafında bir araya gelen Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem, Ziya Gökalp gibi aydınlar Milli Edebiyatın oluşumunu başlatmışlardır.
  3. Daha sonra İstanbul‘da Türk Derneği, Türk Yurdu, Türk Ocağı dergileri yayınlanmıştır.
  4. Dil sade olmalıdır.
  5.  Dildeki yabancı kelimeler atılmalı; ancak Türkçeye yerleşmiş kelimeler Türkçe gibi kullanılmaya devam edilmelidir.
  6.  İstanbul Türkçesi esas kabul edilmelidir.
  7.  Şiirde hece ölçüsü kullanılmalı.
  8. Edebiyat toplumun hizmetinde olmalı.
  9. Milletin dertleri, sevinçleri esas alınmalı.
  10. Roman ve hikâye teknik açıdan kuvvetlenmiştir.



                                               MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ DİL VE ÜSLÛP
“Genç Kalemler” dergisi yazarları, milli bir edebiyatın, dilin millileştirilmesiyle yaratılacağına inanmışlardı.
Edebiyatı cedide’cileri ve fecriati’cileri, Arapça ve Farsçanın etkisi altında kalan bir dili (Osmanlıca) kullandıkları gerekçesiyle suçladılar, “Yeni lisan” adını verdikleri davalarını gerçekleştirmeğe çalıştılar. Bu konudaki başlıca amaçları şunlardı:
1. Arapça ve Farsça dilbilgisi kuralları ile bazı istisnalar dışında bu kurala göre yapılmış tamlamaların kullanılmaması;
2. Arapça ve Farsça kelimelerin Türkçedeki kullanılışlarına göre değerlendirilmesi, bu dillere ait kelimelerin yerine mümkün olduğu kadar Türkçelerinin kullanılmasına dikkat edilmesi;
3. Arapça ve Farsça kelimelerin Türkçe telaffuzlarına göre yazılması;
4. Bilim dilinde kullanılan Arapça ve Farsça terimlerin kullanılmasına devam edilmesi;
5. Öteki Türk lehçelerinden kelime alınması;
6. Konuşmada, İstanbul şivesinin esas olarak kabul edilmesi.


Share:

Mevlananın Hayatı Kisaca özet

Mevlananın Hayatı Kısaca

1207 tarihinde Mevlana Hazretleri Afganistan sınırlarında bulunan Belh şehrinde dünyaya gelmiştir. Annesi style="vertical-align: middle;" title="virgul" /> Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun style="vertical-align: middle;" title="virgul" /> babası ise Muhammed Bahaeddin Veled'dir. Mevlana Anadolu'ya göç ettiği için ve o günlerde Anadolu'da Rumlar yaşadığından Celaleddini Rumi yani Rum diyarlarında ki Celalettin lakabını aldı. Mevlana arapça efendimiz anlamındadır.



Mevalana babasını kaybettikten sonra ondan boşalan makama geçti ve burada tasavvuf ilimleri ile ilgilendi. Hayatına yön veren ve onu en çok etkileyen olay Konya'da Şems ile karşılaşması ve tanışmasıdır. Bu olay Maddi ve manevi olarak yaşantısında değişimlere neden oldu. Şems ile buluşması maddeden manaya geçişi için gereken bazı sorulara cevap buldu. Fikirleri daha farklı bir boyuta ulaştı. Çok uzun bir süre Konya'da hem ilmi hemde manevi irşad görevinde bulunan Mevlana 1273 tarihinde Konya'da hayatını kaybetmiştir.



Share:

Kaç Kişi Online ?

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Sizde Notlarınızın Paylaşılmasını İstiyorsanız Sağ Altta Bulunan Chat Sekmesinden Bize Ulaşabilirsiniz

Öne Çıkan Yayın

2018 Yeni Basım Antrenmanlarla Matematik Full serisi indir

Burdan İndirebilirsiniz

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Bu Blogda Ara

Bizlere Sizde Not Göndermek İçin Sağ Altta Bulunan Chat Sekmesini Kullanabilirsiniz

Recent Posts

Unordered List

Pages

Theme Support